يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

21- Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk (Emir ve yasaklarına riayet) ediniz. Umulur ki, böylece kendinizi (İlahi azaptan) korumuş olursunuz. (Bakara:21)

FİL SÛRESİ


أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ

1- Rabbinin fil ashabına neler yaptığını, görmedin mi?

Ashâb-ı Fil tamlaması “fil arkadaşları” manasındadır. Sûre MS 553de Yemen valisi iken sonradan bağımsızlığını ilan ederek Yemen kralı Ebrehe’nin Mekke’ye düzenlediği fillerden oluşan ordusunun mağlubiyetini konu almaktadır. Olay Hz. Muhammed’in doğumundan önce gerçekleşmiştir. Son resul Hz.İsa’dır son kitapta ne kadar tahrif edilse de

Keyfe, Soru edatıdır. Nasıl demektir. Burada ne olduğuna değilde nasıl olduğuna dikkat çekilmiştir.

Feale, fiili yapan manasındadır. Burada fail Allah’tır. Enfal:17de “Attığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı” denmektedir. Kur’an’ın genel uslubu gereği başarı, galibiyet,hayır Allah’tan mağlubiyet ve şer kişinin kendi elleri ile yaptıklarındandır.Bu nedenle Fil ordusunun helakin de Allah’ın müdahalesi doğrudan değil inananların eli ile olduğu unutulmamalıdır. Allah’ın yasası mabetlerin korunması konusunda şöyledir “Ve eğer,Allah’ın insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı, mabetler, kiliseler,havralar ve içinde Allah’ın isminin çok zikredildiği mescidler mutlaka harap olup yıkılırdı” Hac:40 Ebrehe gibi kibir ile sinsi plan kuranların sünnetiile alakalı Bkz. Fatır:43

-------------------------------------------------------------------

أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ

2- Onların planlarını boşa çıkarmadı mı?

Dönemin iki süper gücü Bizans ve Pers imparatorluklarıdır. Hristiyan olan Ebrehe Bizans yanlısı iken Mekkeli müşrikler putperest ve zerdüşt Pers yanlısıydı. Arap kabilelerinin Mekke'de toplanmasına, Kâbe etrafında tavaf edip, putlara tapınmaları ile sağlanan Pers Arap birliğini dağıtılmalıydı. Planının ilk aşaması Kabe’nin yok edilmesidir. Ebreheile Bizans anlaşarak, Arapların ilgisini, Kâbe’ye akan dini, ticari gelirleri,Yemen'e çevirmek için Yemen’in San'a şehrinde "Kulleys" isimli bir kilise yaptırmıştır. Tekâsür ve gösterişin peşindeki Ebrehe kilisenin yapımı için o günün şartlarıyla oranla dünyanın en iyi mermerleri ve kıymetli taşlarını kullanmıştı. Fakat insanlar, Kulleys kilisesine iltifat etmemişler özellikle Araplar Kâbe’nin etrafında toplanmaya ve orada ibadet etmeye devam etmişlerdir. Ebrehe birkaç müşrik bedevinin klişesine yaptığı tahrif ve saygısızlığı bahane ederek içinde fillerin de olduğu büyük bir ordu ile harekete geçer. Ayet bu nedenle görünmeyen sinsi plana atıf yapmaktadır. 60 bin kişilik Ebrehe ordusuna karşı Kabe’de putları bulunan Arap kabilelerinden müteşekkil 12 bin kişilik birordu oluşturuldu. Bu toplama ordu Mekke’nin dağlarına çekilmek zorunda kaldı.Fil ordusunu el-Muğammes vadisinde konakladığı anda saldırı başlar.

-------------------------------------------------------------------

وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ

3- Ve onların üzerine peş peşe uçan düzenli gruplar gönderdik.

Ebâbil, bölük bölük, alay alay, gurup gurup, peş peşe, birbiri ardınca, katar katar, fırtına gibi, ce­maat, topluluk demektir. Araplar “Develerin grup grup gel­mesine” “Câet ibilike ebâbile” derlerdi. Ebabil hakkında bazı âlimlerin görüşleri şöyledir: Abdullah b.Mesud’a göre “bölük bölük”tür. Abdullah b. Abbas ve Dahhak’a göre “birbirini takip edenlerdir.” Mücahid’e göre “bir araya toplanmış, birbirini takip eden,bölük bölük”tür.

Tayran, havada uçan kanatlı kanatsız, canlı cansız her şeydir. Tare: fiildir, “uçtu” demektir. Tayr’ın ille de kanatlı olması şart değildir. Zira En’âm 38’de kanat ayrıca zikredilir. Havada bulutlarda uçar kuş ve sinekte uçar ayrıca bakteriler tohumlar atılan oklar ve mızraklarda tayr kapsamına girer.

Mekke’ye 45 km uzaklıkta yorgun düşmüş ordunun üzerine dağlara çekilen gruplar/ebabil havadan/tayran peş peşe ve düzenli olarak ne atıyorlardı? Bu sorunun cevabını da bir alttaki ayetten okumaktayız.

-------------------------------------------------------------------

تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ

4- Pişmiş taşları isabet ile atıyorlardı.

Termîhim, Bu fiil, remyün mastarından türetilen“fiili muzari, müfret, müennes” bir kalıp olarak alınmıştır. Fiilin kök anlamı“atmaktır. Taş atmak, ok atmak gibi işler “remy” ile ifade edildiği gibi, mermi kelimesi de bu kökten türetilmiştir. 

Es siccîl, üzerine yazı yazılan her şey veya “tescil” köküne nisbetle “kayıtlı adrese teslim, güdümlü mânasına gelir. Bu mânadan dolayı “isabet ile atıyorlardı” ifadesini meale yansıttık.

Hicaratin, bölgede sıklıkla bulunan volkanik taşlardır. Bu taşlar yüksek sıcaklıktaki lavların hızlıca soğuması sonucu keskin ok ve mızrak ucuyapmaya uygun taşlardır. Volkanik ok ucu yüzlerce yıl boyunca başta obsidiyen olmak üzere birçok taş türünden elde edilmiştir. Yerel halk bu tekniği yıllar içinde geliştirmişlerdir. Bölgeyi iyi bilen atlı okçular daha ağır hareket eden ordulara karşı başarılı olmuşlardır. Okların ucuna takılan volkanik taşlar yılan ve akrep zehri ile ölümcül bir silaha dönüştürüyorlardı. Düzenli timler savruk gruplara üstün gelir. Rabbimizin bu yasası Bakara 249 da Talut Calut örneği ile şöyle ifade edilmiştir “Niceaz bir topluluk, Allah’ın izniyle çoklara gâlip gelmiştir. Ve Allah,sabredenlerle beraberdir.”

Stratejik önemi olan Mekke Yemen hükümdarları tarafından Ebrehe’den öncede kuşatılıp ele geçirilmek istenmiştir.Ancak Mekke’ye hâkim olan Huzalılar bu uğurda gerilla savaşı yaparak Kabe’nin yıkılmasını önlemişlerdir. (Erzaki)

-------------------------------------------------------------------

فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ

5-Böylece onları yenmiş ekin yaprağına çevirdi.

Bu ifadeden kurtulan ve yaralılarında olduğu anlaşılmaktadır. Ordu bütünlüğünü kaybetmiş delik deşik bir halde dağılmıştır. Ebrehe’nin dönüş yolunda veya sarayında öldüğüne dair rivayetler bulunmaktadır.

Bu surenin işareti ile Hz.Muhammet Uhud dağına okçular yerleştirmiş ancak ganimetten dolayı bu stratejik hamleden beklenen sonuç alınamamıştır.

-------------------------------------------------------------------

Sanıldığı gibi olağanüstü değil son derece olağan/mümkün bir olayla karşı karşıyayız. Kur'an insanların bazılarını bazılarıyla defederek koruyacağını söylediği mescitleri Allah bu kez müşrikler eliyle korumuştur. Abdulmutalib'in "Bana develerimi verin Kâbe'nin rabbi Kâbe'yi koruyacaktır." sözünde bahsettiği “rabb” ifadesini Yusuf 42 de de okumaktayız. Hz. Yusuf zindan arkadaşına “Rabbinin/efendinin yanında beni an” derken de aynı maksatla rabb kelimesini kullanmıştır. Abdulmuttalip Kâbe'nin o günkü “sahipliğini/efendiliğini yapanlar onu korurlar”şeklinde okumak yerine Allah’a ve mucizelerine bağlama ihtiyacı duyulmuştur. Zaten Allah Kur'an'da Kâbe'yi koruyacağını da vadetmemiştir. Kâbe gerek Kur’an’dan önce gerek sonra birçok kez yıkılmış ve yeniden yapılmıştır. Kudüs valisi Haccacbin Yusuf’un Kabe’yi mancınıkla yıkması ile Ebrehe’nin yıkma teşebbüsü arasındaniyet olarak hiçbir farkı olmamasına rağmen birinin başarıp diğerinin başaramamasının tek sebebi Allah’ın değişmez yasalarına göre hareket edip etmemedir. Sembolün sembolize ettiği hakikatin önüne geçmesi onu putlaştıracaktır. 

 
Eklenme Tarihi : 7.7.2018 15:46:12
Okunma Sayısı : 178