وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

48- Artık şu günden korkun ki; O gün, Hiç kimse bir başkası adına zerre kadar bir şey yapamaz ve hiç kimseden şefaat kabul edilmez ve hiç kimseye karşılık fidye de alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez. (Bakara:48)

MÂUN SÛRESİ

 


أَرَأَيْتَالَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ
 1- Dîni yalanlayanı gördün mü?

Dîn kelimesi  'd-y-n’ kökünden gelir. Deyn kelimesinin ilk anlamı borç demektir. Rabbimizin emanet olarak verdikleri O’nun rızasına uygun olarak paylaşılmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde dînin vaaz ettiği insanî değerler dil ile olmasa da hâl ile yalanlanmış olur. Devam eden âyetlerde dîni yalanlayan tip tarif edilecektir.

---------------------------------------------------------------------------------

فَذَلِكَالَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ

2- O ki yetimi sürekli itip kakar.

Yetim kavramı; tekil, çoğul (yetâma) ve ikil (yetîmeyn) halde 20 küsur yerde geçer. Bütün kullanımlar yetimin mahrum edilmemesi, onları korumak, sahiplenmek ve merhametli davran­mak ile alâkalıdır. Bu bağlamda yetim, sadece anne babasından mahrum, buluğa ermemiş çocuklar değildir. Sahipsiz, gariban ve bir değerden mahrum olan herkes yetim olabilir.  

---------------------------------------------------------------------------------

وَلَايَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ

3- Ve miskini doyurmaya teşvik etmez.

Hadda-yehuddu, teşvik etmek demektir. Kendi tekasüründen/biriktirdiklerinden bir şey eksilmeyecek olmasına rağmen neden başkasının miskini doyurmasını istemez ve teşvik etmezler? Bu tip, yoksulu doyuranların artması ile sıranın kendisine de geleceğini bilir. Kendi cimriliğinin normal olduğunu hissettirmek için başkalarının yaptığı hayrı aşırı görme ve gösterme çabası içindedir. Ayrıca başkasının hayır ile yapacağı reklamı kıskandığı için de teşvik etmeyebilir. Zira 6. âyette riyânın olumlu davranışların altında yatan olumsuzluk olduğu açıklanacaktır.

---------------------------------------------------------------------------------

فَوَيْلٌلِّلْمُصَلِّينَ
4-Yazıklar olsun o musallinlere!

Musallîn; Allah'ın değerlerine sahip çıkıp destek olan ve Allah'a yönelenler manasındadır. Zıddı ile kullanımı Kıyamet sûresinin 31-32. âyetlerinde “sallâ/yöneldi - tevellâ/yüz çevirdi” şeklinde formülize edilmiştir. Ancak bağlamda bu yönelmenin Allah için olmayan sahte, gösterişçi bir görüntü olduğu anlaşılmaktadır. Burada Allah’ın değerler sistemine yöneliyormuş gibi yapıp sadece görüntü verenler kınanmıştır.

---------------------------------------------------------------------------------

الَّذِينَهُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ

5-Onlar ki, salâtlarında gaflet içindedir.

Salat; yöneliş, aracısız kulluk, dua, ibadet ve destek manalarına gelmektedir. ''Kevser'' de değerlere yönelmenin, ''Tekasür''de o değerleri bilmenin ve uygulamanın önemi anlatılırken burada bir sonraki aşamaya çıkarak, yönelip uygulamayla birlikte niyetin de sağlıklı olması gerektiğinin şartı dile getirilmektedir.

---------------------------------------------------------------------------------

الَّذِينَهُمْ يُرَاؤُونَ

6-Onlar gösteriş yapanlardır.

Riyâ kelimesinin kökü, görmek anlamına gelen rü’yet’tir. Kelime riyâ kalıbına girdiğinde anlamı da gösteriş olmaktadır. Gösteriş, bir kimsenin sırf “görsünler” diye bir davranış içerisine girmesi anlamındadır. Bu bir karakter bozukluğudur. Gösteriş yapanlara “riyâkâr” veya “mürâi” denir.

---------------------------------------------------------------------------------

وَيَمْنَعُونَالْمَاعُونَ

7-Ve mâûn’a mâni olurlar.

Mene’a, bağışın zıt anlamlısıdır. Hayrı engelleyen, esirgeyen manasında Kalem:12’de de zikredilmiştir.

Mâ’ûn, anlam sahası geniş olan bir kelimedir. Mâ’ûn için balta, tencere, kova ve diğer fayda sağlayan her şey diyenler olmuştur. “Ça­nak çömlek, insanların birbirin­den kıskanmadıkları küçük ve cüzî şeyler” olarak tefsir edilmiştir. Ma’ûna engel olmanın Türkçedeki karşılığı “bir zırnığı bile koklatmamak” tır.

 


 
Eklenme Tarihi : 26.6.2018 15:47:19
Okunma Sayısı : 157