وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْرِي نَفْسَهُ ابْتِغَاء مَرْضَاتِ اللّهِ وَاللّهُ رَؤُوفٌ بِالْعِبَادِ

207- Ama insanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendisini (hakka) satar (feda eder): Hiç şüphesiz Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir. (Bakara:207)

ASR SÛRESİ


وَالْعَصْرِ

1-And olsun Asr'a!

Asr kelimesi “asartü” fiilinin mastarıdır. Sıkıp suyunu çıkarmak, özünü çıkarıp posasını atmak kök anlamından türetilmiştir. Sûre, insanın doğup yaşlanıncaya kadar geçen ömür süresine yemin edip bu ömrü tanık göstererek başlamıştır.

------------------------------------------------------------

إِنَّ الْإِنسَانَلَفِي خُسْرٍ

2-Muhakkak insan,gerçekten hüsrandadır.

Hüsran olarak meallendirdiğimiz “husr” lügatte, zarar etmek ve ziyanda olmak gibi anlamlara gelen“h-s-r” kökünden türemiştir. Hasira; iflas etti, battı demektir. Aynı kökten nekira/belirsiz formda gelen hüsran da, hem maddi hem de manevi birçok alanda gerçekleşen tarifsiz kaybı ifade eder.

Ayette “beşer” değil de elif-lâm ile cins isim manası kazanan “el-insan” kavramının kullanılması önemlidir. Zira insanoğlunun sosyalleşerek medenileşme potansiyeline ve Allah ile ünsiyet/yakınlık kurma imkanına rağmen onun nesy’i/unutmayı tercih etmesi büyük bir kayba ve iflasa sürüklemiştir.

------------------------------------------------------------

إِلَّا الَّذِينَآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْابِالصَّبْرِ

3- İman edenler ve salih amel işleyenler ve hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler müstesna.

İlle, istisna harfidir. İstisna-i munkati denir. Güvenen ve ıslaha çalışanların hüsrandan uzak olduğu belirtilir. İman, “emn” kökünden bir mastardır. Lügatte, birinin sözünü tasdik etmek, onaylamak, kabullenmek, itimat etmek, gönülden benimsemek, güvenmek/güvenilmek anlamlarına gelir. Ellezîneâmenu, mazi fiil olarak gelmiştir. Bu vurgu, kelimeye imanda sebat gösterenler, daima güvenenler manası katar.

Salih, kelimesinin kökü sulh’tur. Sulh ve salah Arap dilinde; bozgun, nefret, kötülük, kavga, çekişme ve didişmenin zıddı demektir. Barışı önceleyerek başkalarını ıslah hedefleyen tüm amellere salih amel denir.

Hak; gerçek, sabit ve doğru olmak, gerekmek/gerçekleştirmek ve bir şeye yakînen muttali olmak gibi anlamlar taşıyor. ‘Hak’ aslında temiz vicdanın, fıtratın ve aklın inkâr edemeyeceği derecede gerçek olan her şey demektir.Zıddı bâtıldır. Hak kelimesinin çoğulu ‘hukuk’, ‘hıkak’ ya da ‘hakaik’tır.

Hakkı tavsiyenin ne olduğunu A’râf:157, Âli İmran:104–110–114, Tevbe:112 şöyle formülize eder: “El-emrbi’l-ma’ruf ve’n-nehy ani’l-münker'' İnsanlığın ortak doğruları olan fıtrata uygun marufu emir, insanlığın ortak kötü gördüğü fıtrata aykırı münkeri engellemektir.

Sabr, lügatte göğüs germek, karşı koymak, di­renmek, sebat etmek,dayanmak anlamındadır.

Sabera bi, Hakta direnerek karşı koymak ve sebat etmek manalarının hepsini kapsar.

Sadece, iman edip salih amel işlemek kişiyi hüsrandan kurtarır. Ancak hakkı ve sabrı tavsiye etmek başkalarının da hüsrandan kurtaran aktif bir iyiliktir.

 

 
Eklenme Tarihi : 26.6.2018 00:12:23
Okunma Sayısı : 113