فَاتَّقُواْ النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ

24- O halde yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten sakının. O (ateş) kâfirler için hazırlanmıştır. (Bakara:24)

Allah Sevgisi

Allah sevgisi; Hakikaten bu söz insanınyüreğini titretiyor. bir tarafta Alemlerin Rabbi el-vedud olan Allah, birtarafta sevgi tohumunun en değerli meyvesi olan insan. İnsan ile rabbi arasındagerçekleşen bu mükemmel iletişimin adı hubb yani sevgidir. El - vedud olanAllah, sevgi tohumu ile yeşeren, varlık ağacının en değerli meyvesi olan insanile böyle bir iletişim kurması, Allahın kulunu ne kadar sevdiğini anlatmasıbakımından yeter de artar bile. Rabbimizin kulunu sevdiğinden şüphemiz yok.çünkü sevmeseydi yaratmazdı. Yarattıklarını insanın emrine musahhar kılmazdı(boyun eğdirmezdi), melekleri ademe secde ettirmezdi. Demek ki Allah kullarınıseviyor. Peki ya kul Allah'ı ne kadar seviyor? Biri bize iyilik yapsa buiyiliğin karşılığında bize iyilikte bulunan kimseye elimizden geleni yapmayaçalışırız ki ona karşı borcumuzu ödeyelim. Peki, Allahın bizi yaratarak bizimile kendisi arasında iletişim kaynağı olarak yüreğimize koymuş olduğuMuhabbetullahın borcunu nasıl ödeyeceğiz. Bu sevgiyi hangi sözlerle anlatsam ki "Allahsevilmeye layık olan tek ilahtır." "İnsan Allahın ekmiş olduğu sevgitohumunun en değerli meyvesidir." Tüm bu sözler yeterli olur mu? Elbette busözler asla Allah sevgisini anlatmaya yetmez. Çünkü sevgi sudur da(kalpte) varolan bir duygudur, sevgiyi sudur dan satıra dökmek onu hapsetmektir, sevgi sözlede konuşulup anlatılacak bir şey değildir. Sevgi kalpte yeşeren bir tohumdur.Yaşanmadıkça anlaşılamaz ve anlatılamaz. Yaşanmayan bir sevgi de insanı aslayaşatmaz. Sevgi tohumunun kalpte yeşerebilmesi için vahyin suyu ile sulanmasıgerekir. Çünkü tohum bakıma muhtaçtır. Kalbe sevgi tohumunu eken Allah'tır. Butohumun bakımını yapmakla sorumlu olan bahçıvan ise insandır.

 

" Muhakkak ki; Allah taneyi ve çekirdeği(muhabbeti ve niyetleri) yarıp yeşillendirendir. Ölüden diri, diriden de ölüyüçıkarandır. İşte sizin rabbiniz budur. O halde nasıl olurda bu hakikatigörmemezlikten gelebilirsiniz?" (En’am 95) 

 

Kalbe sevgi tohumunu atan Allah’tır. Bu tohumun bakımının nasıl yapılacağını da ancak o bilir. Bakımı yapılan tohum canlanıp yeşerir ve ölü olan bir kalpten hayat yeşermeye başlar. yeşermeyen kalpte ise tohum kurumaya yüz tutarak diri olan kalp böylece ölüme mahkum edilir. İşte ölüden diri diriden ölü böyle çıkar. Kalbimizde ki sevgi tohumunu vahiy suyu ile yeşertmeliyiz. Çünkü kişi tanımadığı daha doğrusu huyunu ve suyunu bilmediği birini asla razı edemez. fakat bir takım zan ve kuruntularla yani şunu yapsam sevebilir, şunu yapmazsam sevmeyebilir gibi hesaplar, ya tutar ya tutmaz. Ebedi hayat ya tutar ya tutmaz, hesabına asla gelmez. Allah'ı razı etmenin yolu Allah'ı sevmekten, Allah'ı sevmenin yolu onu tanımaktan, Allah'ı tanımanın yolu da onun kitabından geçer. insanlar öylesine kirletildi ki maalesef Allah’ı Allahın dışındaki herkesten tanıdılar. Allah'ı Allahtan tanımaya tenezzül etmediler. Bunun sonucunda da Allah'ı severken veya razı ederken bir takım zanlara ve kuruntulara tabi oldular. Bunun en büyük delili ise insanların Allah'ı Allahın kitabından değil de, başka başka kitaplardan, kişilerden tanımalarıdır ve ya tanımak istememeleridir. Neticede kafamızdaki Allah tasavvuru ile Kuran’da ki Allah tasavvuru bir türlü örtüşmüyor. Hatta Allah'ı, Allahın dışındaki her kesten tanıdık da bir Allahtan Allah'ı tanıyamadık. Hal böyle olunca kalbe atılmış olan Muhabbetullah tohumu, Muhabbetul-mala, Muhabbetul-makama ve Muhabbetul-evliyaya dönüştü. İnsanlar Allahın hakkını başkalarına verdiler ve Allah'ı hakkı ile takdir edemediler. Sonuç olarak Allah yine en büyük idi. Fakat onun hemen altında bir takım ilahlar daha edinildi. Bakın Kuran’ı-kerim’de yüce Rabbimiz ne buyuruyor;

" İnsanlar içinden öyleleri var ki; Allaha (inandıkları halde) Allahtan daha aşağı kimseleri (sevgi hususunda) Allah'a denk tutarlar. Fakat iman edenlerin Allaha olan sevgilerinin önüne hiçbir şey geçemez." (Bakara:165) 

Ayette insanlardan öyleleri vardır ki; Allah'ı sevmiyorlar demiyor. Allah'ı seviyorlar ama aynı zamanda Allah'ı sevdikleri gibi başkalarını da, başka şeyleri de seviyorlar. Mesela; Allah'ı seviyor fakat parasını, malını, mülkünü Allahtan daha çok seviyor. Parası için her türlü tehlikeyi göze alırken Allah için kılını bile kıpırdatmıyor. Peki, Allah böyle sevilir mi? Bu kimsenin kafasında mal, Allahtan daha değerli değimlidir? Oysa ki ayet bu zihniyetin çarpıklığını dile getirerek Allaha olan sevgisinin önüne hiçbir şeyin geçmemesi gerçeğidir vurgulamaktadır. İşte gördünüz mü? Kafadaki Allah başka, Kuranda anlatılan Allah başka. Yine bir başkası da Allah'ı sevdiğini iddia ediyor. Fakat Allahın hemen altında çok değerli gördüğü azizlerini Allah gibi seviyor, Allah'a ait olan esma ve sıfatları o kimseye yükleyerek o azizi Allah'a eşdeğer görmeye başlıyor. Hal böyle olunca da en büyük Allah, fakat onun hemen altında birçok ilahlarda zuhur ediyor. Tüm bu şirk zihniyetlerinden kurtulmanın tek yolu Allah'ı Esması ile tanımak ve onu hakkı ile takdir etmek ile mümkün olur. Onlar Allah'ı gereği gibi takdir edemediler. Şüphesiz Allah güçlüdür, yücedir.(Hac:74) Elbette Allah’ı, peygamberlerini, Allahın dostlarını ve tüm müminleri seveceğiz. Fakat ne Allah'ı peygamber gibi nede peygamberi Allah gibi sevmeye hakkımız yok. Ne bir evliyayı Allah gibi ne de Allah'ı bir evliya gibi sevmeye de asla hakkımız yok. Allah sevgisi; hayat tarzımıza, duyularımıza, duygularımıza ve davranışlarımıza yansıması gereken ve bizi güzel ahlâka ve ebedî mutluluğa ulaştıran en yüce sevgi olmalıdır. Kişide kâmil ahlakı oluşturan Allah korkusu değil, Allah sevgisidir. Allah korkusu sadece ahlak üretirken, Allah sevgisi bir üst mertebe olan kamil ahlakı inşa eder. Allah için sevmek sevgiyi ölümsüzleştirmektir. Allah için sevmek Sevgiyi yarınlara taşımaktır. Fakat Allah için olmayan sevgi geçici ve sunnidir. Çünkü bugün dost olanlar yarın ahirette düşman olacaklardır. Ancak Allah için birbirini sevenler müstesna. Allah kendisinden korkanın ve kendisini sevenin korkusunu, sevgisini zayi etmeyen tek güçtür. Tabiat kanununu izah eden her formül Allah'ın kainata ekmiş olduğu sevgi tohumunun bir meyvesidir. Ekilen bu sevgi tohumunun en kıymetli meyvesi ise insandır. İnsan Allah sevgisinin en güzel yansımasıdır. Çünkü o sevmeseydi yaratmazdı. Bize düşen bu sevgiyi karşılıksız bırakmamak ve bu sevgiye layık olmaktır. Unutmayalım ki El-Vedud olan Allah’ın sevgisini karşılıksız bırakmak ve bu sevgiye layık olmamanın bedeli cehennemdir.

 
Eklenme Tarihi : 30.01.2013 11:17:40
Okunma Sayısı : 2057