وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

48- Artık şu günden korkun ki; O gün, Hiç kimse bir başkası adına zerre kadar bir şey yapamaz ve hiç kimseden şefaat kabul edilmez ve hiç kimseye karşılık fidye de alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez. (Bakara:48)

Bayram ve İnsan

Bayramın Arapça karşılığı العيد (iyd) dir.

العيد: Belli aralıklarla tekrarlanan şey demektir.  İslam’da ise oruç açma ve kurban kesme günüdür.

Tacul urus adlı lügat kitabında:- العيد-  bir iştiyaktan dolayı (tekrarlı bir şekilde) kişiye dönen, kişinin de içten içe bu şeye duyduğu arzudur. Yani kişinin ramazan veya kurbandan dolayı yüreği iştiyak ve sevgi ile dolu bir şekilde gelecek olan bayramları arzulama duygusudur. Bundan dolayı bayramın ruhu Manaya olan özlem ve hasrettir. Malumdur ki manaya özlem ve hasreti olmayanların, maddeye özlem ve hasretleri kaçınılmazdır.                                                        العيدkavramı Kur’an’ı Kerim de şöyle kullanılmıştır.

 

 

İsa, Meryem'in oğlu, “Ey Allah'ım, ey Rabbimiz!” dedi, “Gökten bize bir sofra gönder: o, bizim için -ilkimizden sonuncumuza kadar- sürekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin!” (Maide:114)

      Hz. İsa’nın diliyle gökten inen o sofra العيدdir. onlar için bayramdır. İşte gökten inen sofra nasıl bayram olarak telakki edilmiş ise manevi bir sofra olan ramazan gibi bir nimet ve hac gibi bir ibadette bizim için bir bayramdır. Yoksa İslam’ın koyduğu bu iki bayram olan ramazan ve hac ibadeti bitti demek kurtulma günü anlamını asla gelmez. Böyle bir anlayış tamamen nefsi ve yanlış bir yorumdan başka bir şey değildir.  Maide suresinde okuduğumuz ayette olduğu gibi Hz. İsa ilahi nimettin kendisine ulaşmasını bayram olarak telakki etmiştir. Peki, bizler neden maddi bir nimetten çok daha üstün olan ramazan ve hacca ulaştırana böyle bir sevinçle şükretmeyelim. Rabbim hepimize, yüreği tekrar ramazanın dönüşü ve haccın ifası ile yanarak, bayram eden yani onun dönüşünü bekleyenlerden eylesin. Bayram, dönüşü beklemektir zaten. Madem bayram, dönüşü beklemek ise, en büyük dönüş Allah’adır ve en büyük bayramda Allaha dönüşte yaşanır.

      Değeli Müslüman kardeşlerim her ibadetin ruhu olduğu gibi bayram ibadetinin de 

Bir ruhu vardır. Bayram ibadetinin cismi boyutu sevinmek, birbirimizi sormak, kardeşliğimizi göstermek, dargınlıklarımızı gidermek, fakire ve yoksula yardım etmektir. Bayramın ruhi yönü ise Allahın verdiği nimetlerin kıymetini bilip o nimetlere teveccüh eder bir halde yaşamaktır. Çünkü” İyd” yani bayram gelecek olan nimete teveccühtür.

Allahın verdiği nimetlerin kıymetini yani ramazanın ve kurbanın kıymetini bilenler onun vermek istediği ruhu yakalayanlardır. Ve aslında gerçek bayramı onlar yaşamışlardır. Ruhundan kopmuş ve sadece cismi bir şekilde ramazanı veya kurbanı idrak edenler ramazanın veya kurbanın ruhunu kavrayamamışlardır. Böyle kimseler aslında bayram değil, seyran yapıyorlar. Çünkü bayram edenler manayı görür, seyran edenler ise âlemi görür. Manası olmayanın alemi ne iş görür ki?

 

Peygamberimizin buyurduğu gibi: “Nice ibadet edenler vardır ki yaptıkları ibadetten onlara yorgunluktan başka bir şey kalmaz”. (Ahmed b. Hanbel: Müsned, II, 373)

 

 

 

 

 

 

 

  Bu sahih hadis bizlere ruhsuz ve manasız ibadetlerin Allah katında bir değer ifade etmediğini gösterir. Bundan dolayı bayram;  yüreğimizi mana sevgisi ile doldurup, diğer ramazanı veya kurbanı bekleme sevincidir. Şimdi bizler bu bayramların bize vereceği ruh ile rabbimizin bize vermiş olduğu maddi ve manevi nimetlerin kıymetini idrak ederek, rabbimiz ile buluşacağımız o günde gerçek bayramı yakalamaya çalışmalıyız. Bu nedenle en büyük bayram kişinin Allah ile bayramlaşması ve rabbinden mağfiret şekerini almasıdır. Allah ile bayramlaşamayan bir nefis başka ne ile bayramı kutlarsa kutlasın asla gerçek manada bir sevinç olmayacaktır. Her Müslüman Allah ile bayramlaşmayı bilen bir ruha sahip olmalıdır. Herkes kendine bir sorsun acaba benim Allah ile bayramlaşacak yüzüm var mı? Allah ile bayramlaşmaktan korkanlar Aslında madde ile bayramlaşanlardır. Onların bu bayramlaşmaları ne ifade eder ki.  Bundan dolayı her şeyden ama her şeyden önce Allah ile bayramlaşmalıyız. Allah ile bayramlaşmak istiyorsak Kur’an’ın şu ayetini hayatımıza nüfuz ettirmeliyiz.

 

 

 

Bütün benliğini Allah'a teslim eden, daima iyilik yapan ve her türlü bâtıldan yüz çeviren İbrahim'in inanç sistemine -Allah'ın o'nu sevgisiyle yücelttiğini görerek- uyan kişiden daha iyi iman sahibi kim vardır? (Nisa:125)

 

Rabbi o'na “Bana teslim ol!” dediğinde; “[Sana], bütün âlemlerin Rabbine teslim oldum!” diye cevap verdi.  (Bakara:131)

 

    İşte bütün benliğini Allaha teslim eden İbrahim, Allah’a dost olmuş ve onunla dostça bayramlaşmışken; acaba biz benliğimizi kime teslim etmişiz, kiminle dostuz ve kiminle bayramlaşıyoruz. Manayı bırakıp madde ile mi bayramlaşıyoruz? Paraya veya maddeye dost olup para ve madde ile mi bayramlaşıyoruz? Yoksa Allah ile mi? Bugünden tezi yok hiçbir kapıyı çalmadan, hemen Rabbimizin kapısını çalmalı ve “Ey Rabbim bugünden itibaren sana teslim oldum seninle bayramlaşmaya geldim. Teslimiyetimi ve seninle olan bayram sevincimi kabul et” deyip Rabbimizin mağfiret şekerini almalıyız. Ey Rabbimiz günahlarımızı terk ediyoruz ve seninle bayramlaşmaya engel ne varsa hepsini terk ederek kapına geldik bayramımızı kabul eyle, sana gelişimizi kabul eyle. Seninle bayramlaşmayan kiminle bayramlaşa bilir ki. Seninle dargınlığını gidermeyen kiminle dargınlığını giderebilir ki?

    Rabbim hepimizi idrak ettiğimiz bu bayram anlayışı ve bütün benliği Allaha teslim olmuş, onunla buluşmuş ve o gün en büyük bayramı yaşayanlardan eylesin bizleri. Hepimizin bayramı mübarek olsun. En büyük bayram, mağfiretin yaşanacağı gündür. O gün de buluşmak dileği ile Allaha emanet olun.

 
Eklenme Tarihi : 30.01.2013 13:28:16
Okunma Sayısı : 1244