وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَ يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

48- Artık şu günden korkun ki; O gün, Hiç kimse bir başkası adına zerre kadar bir şey yapamaz ve hiç kimseden şefaat kabul edilmez ve hiç kimseye karşılık fidye de alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez. (Bakara:48)

Bir Başka Açıdan Yeniden Dirilmek

Yeniden dirilmek, bize hep ölümden sonraki dirilişi hatırlatır. Öldükten sonraki diriliş zaten iradeye bağlı olmayan bir diriliştir. Ancak bir başka açıdan yeniden dirilmek ise; kişinin daha dünyada iken hayat bulup, iradesi ile yeniden dirilmesidir. Nasıl ki ölümden sonra dirilişin gerçekleşmesi için ölü olan bedene ruh lazım ise, aynen bu dünyada hayat bulup yeniden dirilmek içinde insana ruh lazımdır. İnsana lazım olan bu ruh, hayat bulma ve yeniden diriliş ancak vahiy ile olur. Bu hakikat Kur’an da şöyle ifade edilir;

وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِنْ أَمْرِنَا مَا كُنْتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْدِي بِهِ مَنْ نَشَاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (52) صِرَاطِ اللَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ أَلَا إِلَى اللَّهِ تَصِيرُ الْأُمُورُ (53)

İşte sana da  [ey Muhammed,] kendi buyruğumuz altında hayat veren bir mesaj  vahyettik. [Bu mesaj sana gelmeden önce,] sen vahiy nedir, iman [nedir] bilmezdin:  ama [şimdi] bu [mesajı] bir ışık yaptık ki onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ulaştıralım: şüphesiz sen de [insanları onunla] doğru yola ulaştıracaksın, ( Şura:52)

    Ayettin ifade ettiği gibi kitap nedir, iman nedir bilmemek ruhsuzlukla eşdeğer olarak görülmüştür. Kitap ve imandan haberdar olmak ise ruhla eşdeğer kabul edilerek, kişide ki kitap ve iman bilgisi bedenin hayat bulması için gerekli olan ruh gibidir.

   Ayette önce kitaptan sonra imandan bahsedilir. Bunun sebebi imana giden yolun kitaptan geçmesidir. Çünkü Kitapsız iman olmadığı gibi imansızda kitap olamaz. Madem imanımızın yolu kitaptan geçiyor, o zaman bizim imanımız kitap ile olan ilişkimizle doğru orantılıdır ve bizim yeniden dirilip hayat buluşumuz ise ancak vahiy ile mümkündür. Yukarıda okuduğumuz Şura suresi:52. ayette yüce Rabbimiz;” Biz, size ruh indirdik” diyerek vahyin insanlığın yeniden diriliş kaynağı olduğunu ve insanlığa üflenen ilahi bir ruh olduğunu ifade etmek içindir. Tüm yeniden dirilişlerin tek kaynağı ruh ise o zaman ruh olmadan insan ’da olmaz. Yani vahiden kopan bir insan Allah nezdinde ölü olarak tanımlanmıştır.

    Yeryüzünde yedi milyar insan yaşıyor ve araştırmalara göre bunlardan bir buçuk milyarının kimliğinde Müslüman yazıyor. İhlaslı ve samimi Müslümanları göz önünde bulundurduğumuzda insanların ekserisi iman etmezler gerçeğinden hareketle toplumun çoğu Allah katında ölü yani ruhsuz kimselerdir.

   Beden için ruh ne ise mana için vahiy de odur. Beden hastalanınca nasıl ki doktora gitme ihtiyacı duyuyor ise ruhen rahatsız olan da doktora gitmek zorundadır. Ruhların şifa kaynağı Allah’tır. Her bir ayet reçete, Kur’an’ın tamamı ise ilahi bir eczanedir. Bedenen hasta olan, doktorun reçetesini aldıktan sonra nasıl ki eczaneye koşup ilaçlarını alıp tarif edildiği şekilde kullanmak zorunda ise, aynen ruhen hasta olanlarında şifa bulması için Allah’ın reçetesini alıp tarif edildiği şekilde kullanması gereklidir. Bedenen rahatsız olan adam doktorun verdiği reçeteyi uygulamayıp, reçeteyi evinin bir köşesine veya kendi üzerinde taşıyarak hastalığından kurtulup, şifa bulacağına inanması ne kadar gülünç ve anlamsız ise insanlığın yüreğine şifa olarak gönderilen Kur’an’ı evine asıp ya da üzerinde bulundurarak şifa bulacağına inanması o kadar gülünç ve anlamsızdır. Kişi ilaçlarını tarif edildiği şekilde kullanmaz ise çok kısa bir süre içerisinde manen ölümü tatmaya mahkûm olacaktır. Ruhsuz beden nasıl ki ceset hükmünde ise ve gömülmediği takdirde ortamı kokutup insanlara rahatsızlık veriyor ise, aynı şekilde manadaki ruhtan yoksun her bir insan da ceset hükmündedir ve bu ölü hali ile insanlığı kokutan, insanlığa rahatsızlık veren bir leşe dönüşmüştür.

SİZ EY imana erişenler! Bilin ki, Allah'tan başkalarına tanrılık yakıştıranlar düpedüz kirlenmiş kimselerdir…..  (Tevbe; 28 )

     Ayeti bu hakikati ifade ediyor. Bu ölüm halinden ve kokuşmuşluktan kurtuluş ancak Allah’ın insanlığa göndermiş olduğu ruh diye tarif ettiği vahiy sayesinde olur. Çünkü ruh sadece hayat kaynağı manasına gelmez. Aynı zaman da ruhun türevlerinden hareketle ruh; İlahi esinti kokusu, güç, huzur, rüzgâr, genişlik, üstünlük ve nefes alıp verme manalarına gelir. Çünkü ruhun bir türevi olan;ريحان: güzel koku demektir. Bu anlam örgüsü içerisinde şura 52. ayetin manası:

Biz sizden ilahi koku gelsin ve hayata güzel kokular dağıtasınız diye emrimizle vahiy indirdik demektir.

     Vahyin muhatabı her insanı ilahi bir koku ile donatılmak ve bulunduğu her yere güzel kokular dağıtan kimseler haline getirmektir. Fakat insanların çoğu ilahi kokudan ziyade madde, nefis, heva ve heves kokuyorlar. Gittikleri veya bulundukları her yerde kendilerinden madde ve nefsani duyguların kokusundan başka bir şey alamazsınız. Çünkü Allahın kokusu olan vahiy o insanın hayatına nüfuz etmemiştir.

Allahın boyasından daha güzel boya olur mu?                                                                 

     Ruhun bir diğer türevi ise;  ريح tir. Rih; Rüzgâr demektir. Yani güç ve kuvvet anlamına gelir. Bu anlam örgüsü içerisinde ayetin manası şöyledir:

Biz sizi, güçlü ve kuvvetli kılsın diye emrimiz ile vahiy gönderdik.

    Demek ki vahiy ayakta kalabilmemizin tek güç kaynağıdır. Şimdi insanların güç kaynağı vahiy mi? Yoksa başka şeyler mi? Kimisinin güç kaynağı para, bazılarının makam ve kimilerinin de güç kaynağı kendisidir. Acaba insanların yanında Kur’an güç kaynağı olarak kaçıncı sırada yer alır?                           

    Ruhun bir diğer türevi ise; راحة dır. Rahat, kişinin huzur ve sükûn bulması, gereksiz kaygılardan kurtulması ve yorgunluğunun sona ermesi demektir. Bu anlam da ayetin manası;

“Biz size, rahata kavuşasınız, huzur bulup, tüm gereksiz kaygılardan kurtulasınız diye emrimiz ile vahiy gönderdik.”

    Demek ki vahiy tüm yersiz kaygılardan kurtulmanın, huzur ve rahatlığın tek kaynağıdır. Şimdi insanları rahata kavuşturan vahiy mi? yoksa başka şeyler mi? Her insan bu sorunun cevabını kendisi düşünsün. Rahatlığı ve huzuru vahiy de arayanlar, vahiy ile mutlu ve huzurlu olurlar. Çünkü huzur İslam’dadır. Fakat insanların huzuru buldukları ve heyecan duydukları şeyler vahiden çok uzaktır. Şimdi bir başka açıdan yeniden vahiy ile dirilmek, nefes almak, huzur bulmak, güzel kokmak, güçlü ve kuvvetli olmak istiyorsak insanlığın hayat kaynağı olan vahiye sımsıkı sarılalım.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ

" Siz ey imana erişenler! Her ne zaman sizi, size hayat verecek bir işe çağırırsa, Allah'ın ve (dolayısıyla) Elçi'nin bu çağrısına icabet edin." (Enfal:24)

Bir başka açıdan yeniden dirilmenin nedametini ve “keşke ben ebedi hayatım için önceden bir şeyler yapmış olsaydım” demeden bu pişmanlığı duymadan hayatta iken dirilmek lazımdır. Aslında yakında gerçek dirilmeyi tadacaklar ancak iş işten çoktan geçmiş olacaktır.
 
Eklenme Tarihi : 30.01.2013 13:31:28
Okunma Sayısı : 2008