أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ

44- (Ey vahyin muhatapları!) Kitabı okuyup durduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? (Bunun yanlış olduğunu) Akıl etmeyecek misiniz? (Bakara:44)

Borçluluk Bilincinin Hayatı İnşası

Din; kişinin Allah'a olan fıtrat borcudur ve her insan Allah’a olan bu borcunu ödemekle mesuldür. Bu borcun ne şeklide ödeneceğini bize belirtmek için Allah peygamberler ve vahiler göndermiştir. Bizler ancak bize gönderilen İlahi vahi aracılığı ile Allah’a karşı sorumluluk borcumuzu yerine getirebiliriz. Çünkü kişi tanımadığı, ne istediğini, neyi sevdiğini ve neye kızdığını kısaca huyunu ve suyunu bilmediği birini nasıl razı edebilir? Bundan dolayı Allah bizlere kendisini, kendi kitabı ile tanıtmıştır. Bizler o kitabı okuyup rabbimizi tanıyalım ve neyi sevip neyi sevmediğini bilelim ki ancak o şekilde Rabbimizi razı edebilelim. Yoksa hiçbirşey bilmeden Rabbimizi nasıl razı edebiliriz? Ayrıca Allah’a karşı fıtrat borcumuzun da ne olduğunu bilmeden borcumuzun ne karını ödeyemeyiz. Ödemeye kalksak dahi bu Allahın ödenmesini istediği bir borç değildir yada eksik ödenen bir borçtur. Allaha karşı fıtrat borcumuzu tam bir şekilde ödemek istiyorsak şu ayete kulak vermeliyiz:

 

 ولقد أنزنا إليكم كتابا فيه ذكركم أفلا تعقلون. و هذا كتاب أنزلنا ه مبارك فاتبعوه و إتقوا لعلكم ترحمون

[EY İNSANLAR!] Gerçek şu ki ( Allaha karşı fıtrat borcunuzu yerine getiresiniz diye ), Biz size, akılda tutmanız gereken her şeyi kapsayan ilahî bir mesaj indirdik: hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Enbiya:10)

     Ayetler Allah’a karşı borcumuzu nasıl ödememiz gerektiğini bizlere göstermektedir. Allaha karşı sorumluluk borcunu yerine getirenler onun kitabını kendisine imam edinenlerdir. Çünkü o kitap Rabbimizin de ifade ettiği gibi apaçık bir imamdır. Onu kendisine İmam edinip Allaha karşı sorumluluk borcunu yerine getirenler hayatlarını dine göre yaşayanlardır. Çünkü din hayattır, Hayatta dindir. Allah’a bütün benliği ile teslimiyet içinde yaşamak fıtratın zekâtını vermektir. Fıtratın zekâtını verenler Allaha karşı fıtrat borcunu ödeyenlerdir. Bu hakikat Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilir:

 

[Şunu bil ki, gerçek] müminler, yalnızca, Allah'a ve Elçisi'ne iman edenler ve (bu konuda) bütün şüphelerden uzak duranlardır; ve Allah yolunda bütün malları ve canları ile cihad edenlerdir: işte onlardır sözlerinde duranlar! (Hucurat:15)

 

     Allaha karşı fıtrat borcunu yerine getirenlerin temel özellikleri İlahi öğretilere tam bir güven duymak, malı ve canı ile Allah yolunda cehdetmek ve gayret göstermektir. Peki, bizler bu ilahi öğretilerin neresindeyiz. Kendimizi görme adına bir düşünelim: Allah şöyle buyurur:”

[Size gelince ey müminler,] kendiniz için özenle ayırdığınız şeylerden başkaları için harcamadıkça gerçek erdeme ulaşmış olamazsınız; ve her ne harcarsanız kuşkusuz, Allah ondan tamamıyla haberdardır,(Al-i İmran:92)

 “Şeytan sizi fakirlik ihtimali ile korkutur ve cimriliği telkin eder. Oysa Allah, size bağışlamasını ve lütfunu vaad eder: Allah kudret ve egemenlikte sınırsızdır, her şeyi bilendir.” (BAKARA – 268)

“Ve yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a bağlı olmasın; ayrıca O, her canlının [yeryüzünde] yaşama süresini de, [ölümden sonra] yerleşip kalacağı yeri de bilmektedir: Bütün bunlar apaçık bir kitapta yer almış bulunmaktadır.” (Hud:6)

     Ayetleri bizler için ilah bir öğretidir. Allah bire yedi yüz misli vaat ettiği halde ve bu öğretilere yürekten güven duymamız gerekirken ne yazık ki bizler aylık az bir kar payı veya faiz dağıtan bankalar da kuyruk oluşturduk.  Allaha güven bu işin neresinde neden hayır yolunda kuyruklar oluşturmuyoruz?  Rabbimiz Allah yolunda güzel bir kredi açın dediği halde bizler kötü kredilere bulaştık ve kötü krediler açtık. Hani nerde bizim ilahi öğretilere güvenimiz. Allah yeryüzündeki bütün canlıların rızkı bana aittir diyor. Fakat ben sizin hidayetinizin kefili değilim derken bizler sanki Allah bizim ahretimize kefilmiş gibi gayet rahat bir şekilde, Allah’a olan fıtrat borcumuzu verme konusun da hiç endişe etmiyoruz. Bu konuda Allaha tam tevekkül ederek şöyle diyoruz Allah Gafur, Gaffar ve Rahimdir o bizi bağışlar merhamet eder diyerek biraz rahat davranıyoruz.  Buna rağmen sanki Allah bizim rızkımızın kefili değilmiş gibi aç kalma korkusu ile sürekli dünyaya ve dünyalıklara çalışıyoruz. İşte tam da burada tevekkül dersinden sınıfta kalıyoruz. Peki, ilahi öğretilere böyle güven duyulur mu?  Allah’a karşı güven duyup fıtrat borcunu yerine getirenler; İnandıkları değerlere kendini adayanlardır.  “… Allah’ı her şeyden çok severlerdir”.(2/165)                                         Rabbimiz -Müzzemmil ile nefsi inşa projesini, Müddessir ile toplumsal inşa projesini gerçekleştirenlerdir.“… Namazlarını sürekli huşu içinde ve dosdoğru kılarlar.(23/2,9)

- Gizli ve açık bir şekilde infak ederler. (2/3)
-Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri ürperir, onun ayetleri onlara okunduğunda imanları artar ve onlar sadece rablerine dayanıp güvenirler. (8/2)
-Anne ve babalarına iyilikte bulunup onlara öf bile demezler. (17/23)
-Amaçsız ve anlamsız şeylerden tümüyle yüz çevirirler. (23/3)
-Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihat ederler. (9/5)
- Zandan sakınırlar. Zannın çoğunun haram olduğunu bilirler. (45/24
-Kendilerini arındırmak için infak ederler
-Kınayıcının kınamasından hiçbir zaman korkmazlar.(5/54)
-Asla yalan söylemezler.(23/8)
-Emanete ihanet etmezler.(2/177)
-Söz verdiklerinde sözünü tutarlar.(2/177)
-Yolda kalmışlara yardım ederler.(2/177)
-İnsanların kusurlarını affederler.(3/135)
-Darlıkta da, bollukta da infak ederler.(3/133)
-Kızdıkları zaman öfkelerini yenerler.(3/133)
-Allah’ın ayetlerini az bir pahaya satmazlar.(3/199)
-Kendilerine biri selam verdiğinde ‘sen mümin değilsin ‘ demezler.(4/94)
-Günah işlediklerinde hemen Allah’ı hatırlayıp af dilerler.(3/135)
-İyiliği emreder, kötülükten men ederler.(9/71)
-Kötülüğü iyilikle defederler.(13/22)
-Büyük günahlardan kaçınırlar.(53/32)
-Kendilerine şeytandan vesvese geldiği zaman Allah’a sığınırlar
-İsraf etmezler yani amaçsız ve anlamsız kullanmazlar.(25/67)
-Cimrilik yapmazlar.(25/67)
-Akraba ziyaretini yerine getirirler.(13/21)
-İşleri aralarında istişare iledir.(42/38)
-Sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar.(39/18)
-Kuran okunduğu zaman can kulağı ile dinlerler.(7/204)
-Okunan Kuran, onların imanlarını arttırır.(8/2)
-Mümin kardeşlerinin arasını düzeltirler.(49/50)
-Hayırda yarışırlar.(23/61)
-Rablerine kavuşacaklarının ve ona döneceklerinin ümidi ile yaşarlar.(2/46)
-Gözlerin ve kalplerin korkudan dehşete kapıldığı kıyamet gününden korkarlar.(24/37)
-Ne bir Ticaret ve ne de bir alışveriş onları Allah’ı gündemde tutmaktan asla alıkoymaz.(24/37)
- Pek az uyurlar.(51/17)

    Geceleri yanları yataklarından ayrılır gecenin derinliklerinde secdeye vararak ve kıyama durarak, Rablerini anarlar seher vakitlerinde tövbe ve istiğfar ederek ümit ve korku ile Rablerine yalvarır ve: “Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır; çünkü onun çektireceği azap, gerçekten, pek korkunç, pek yaralayıcı olacaktır, o ne kötü bir yer ve o ne kötü bir duraktır!” diye dua edip cehennemden Allaha sığınırlar.

Yukarıda zikredilen hayat tarzı kişinin Allah’a olan fıtrat borcunu ödeme bilincinin inşa ettiği bir hayat modelidir. Herkes yeniden kendi hayat modeline ve fıtrat borcu sorumluluğunun ortaya koyduğu hayat modeline baksın. Eğer hayatımız yukarda zikredilen şekilde bir hayat ise bizler fıtratımızın zekâtını veriyoruz demektir. Yok, eğer hayatımız yukarıda zikredilen tarzda bir hayattan uzak ise bizler Allah’a olan sorumluluktan (Takva) çok uzak yaşıyoruz demektir.

"kim Allah’a bütün benliği ile teslim olan bir hayat tarzının dışında bir hayat ararsa bu hayat tarzı kendisinden asla kabul edilmeyecektir ve bu kimse ahirette iflas eden kimselerden olacaktır."

Bundan dolayı İslam’ın tasvip etmediği bir tarzda yaşamak, kutlamalar yapmak, eğlenmek sabahlara kadar har vurup harman savurmak Allaha güven duyduğunu iddia eden kimselere yakışmaz.  Bu tarz bir yaşam fıtrattan kopmuş bir kişiliğin ve kimliğin ortaya koyduğu bir hayat tarzıdır…

 
Eklenme Tarihi : 30.01.2013 13:34:21
Okunma Sayısı : 1382